Kalp hastalıklarının temeli çocukluk çağlarında atılıyor

Dr. Ercan Varol, kalp hastalıklarının temelinin çocukluk çağlarında atıldığını söyledi.

Prof. Dr. Varol, 10-17 Nisan Kalp Sağlığı Haftası’nda kalp sağlığına ilişkin bilgiler verdi. Kalp-damar hastalıklarının dünyada ve Türkiye’de en başta gelen ölüm nedeni olduğunu belirten Prof. Dr. Varol, Kalp hastalıkları dendiğinde kalp kapak hastalıkları, kalp kaslarının zayıflığına bağlı oluşan kalp yetmezliği, kalpteki çeşitli elektriksel aktivite bozukluklarına bağlı ritim bozuklukları ve doğuştan olan ve erişkin yaşa kadar gelebilen konjenital (doğumsal) kalp haslıkları (örn. kalp delikleri) bu grubun içine girer. Fakat esas ve en çok ölüme sebep olan durum kalp damarlarının ateroskleroza (damar sertliğine) bağlı tıkanması ve bunun sonucunda oluşan kalp krizidir. Aslında kalp damarlarını ani olarak tıkayan durum aterosklerotik plağın kendisi değil plağın üzerinde bir fissür (çatlak) oluşması ve bu çatlağın üzerine ani pıhtı oturmasıdır. Ülkemizde ölümlerin yüzde 55’i kalp-damar hastalıklarına bağlıdır. Kalbimizin yaşı biyolojik yaştan farklı olabilir. Bunu öğrenmenin yollarından birisi kalp-damar hastalıklarına yönelik kardiyovasküler riskin hesaplanmasıdır. Hastalığı oluşturan risk faktörlerinden korunulduğu sürece kalp ve damar hastalığına bağlı ölümlerde yüzde 50’den fazla azalma görülebilmektedir. Kardiyovasküler hastalıklardan korunmaya çocukluk döneminde başlayıp erişkinlik ve yaşlılık dönemlerinde devam edilmeli, bu yaşam şekli haline getirilmelidir dedi.

Erkeklerde 40, kadınlarda ise 50 yaş sonrasında, özellikle ailesinde erken kalp hastalığı öyküsü bulunanların kalp ve damar hastalıkları açısından risk altında olduğunu söyleyen Prof. Dr. Varol, şu açıklamalarda bulundu:

Bunlar değiştirilemez ve önlenemez faktörlerdir. Ancak şişmanlık, kan basıncı yüksekliği (hipertansiyon), sigara (tütün ürünleri), şeker hastalığı, hareketsiz yaşam, kan yağlarının yüksekliği (kolesterol yüksekliği) diğer risk faktörleri arasındandır ve pek çoğu önlenebilmekte ya da yaşam tarzı değişiklikleri ile kontrol altına alınabilmektedir. Temel olarak öneriler şöyle sıralanabilir.

Beden ağırlığınıza dikkat edin. Kilo verme, kan basıncı ve kan yağları üzerinde ve koroner kalp hastalığını azaltıcı etkiye sahiptir. Kilo fazlalığı olanların ve obezlerin mutlaka kilo vermesi gereklidir. Bel çevresi kadınlarda 80-88 santim, erkeklerde 94-102 santim ise daha fazla kilo alınmamalıdır. Esas bel çevresi hedefi kadınlarda 80 santim, erkeklerde 94 santimin altıdır.

Kan basıncına dikkat edin

Kan basıncı yüksekliği sadece kalbe değil aynı zamanda beyine ve böbreklere de zarar verir. Hedef kan basıncı 140/90 mm Hg’nin altında olmalıdır. Yüksek kan basıncı olan hastalar, fizik aktivitelerini artırmalı, kilolarını azaltmalı, stresten uzak durmalı, alkol ve tuz alımını kısıtlamalı, meyve-sebze ve az yağlı süt ürünleri tüketmelidir. Ayrıca hekiminin önerdiği ilaçları düzenli almalıdırlar.

Sigaradan uzak durun. Sigara damar sertliği hastalığının gelişmesi ve ilerlemesine neden olurken diğer yandan kalp krizini tetiklemektedir. Az miktarda sigara içmenin dahi zararlı olacağı akılda tutulmalıdır. Aşırı alkol tüketimi de hem aşırı kalori kaynağı olarak kilo kontrolünü engellemekte hem de kan yağlarını bozmaktadır.

Şeker hastalığına dikkat edin. Diyabeti olanlar, diyabeti olmayanlara göre kadınlarda 5, erkeklerde 3 kat daha risklidir. Kalp damar hastalıklarından korunmak için diyabetli hastalar kan şekerlerini normal ölçülerde tutmalıdır.

Fiziksel aktivite yapın. Her türlü egzersiz kalp damar hastalığı riskini azaltır. Haftada en az 150 dakika ortalama düzeyde, veya 75 dakika ağır egzersiz tavsiye edilmektedir. Günde 30 dakika, haftada 5 gün akılda kolay tutulabilecek bir formül. Vücudunuzu hareket ettirip, kalori tüketmenize yol açacak her şey fizik aktivite olarak kabul edilmektedir. Yürümek, bisiklete binmek, yüzmek gibi aerobik egzersizler kalbinize iyi gelecektir. En basiti, kolay uygulanabilir olanı yürümek olduğundan, egzersize onunla başlamakta fayda vardır

Beslenme düzeninizi değiştirin. Kişinin kolesterol düzeyi ne kadar yüksekse, kalp hastası olma ihtimali de o kadar yüksektir. LDL kolesterol, kanda, kolesterolü taşıyan başlıca pakettir. Kanda yüksek olduğu zaman damarların iç yüzüne yapışıp, plaklar oluşturur. Kalp sağlığınız için dengeli ve doğru beslenmenin önemi büyüktür. Kolesterolün belirli bir seviyede tutulması için yağ tüketimine çok dikkat edilmelidir. Hayvansal kaynaklı yağlardan uzak durulmalı, tereyağı dozunda tüketilmeli, zeytinyağı, ayçiçek, mısırözü, soya gibi bitkisel yağları tercih edilmelidir. Kırmızı etin tüketimini sınırlandırmalı, et tercihi balık, hindi ve tavuktan yana kullanılmalıdır. Beslenmede, fasulye, mercimek, bezelye gibi kolesterolsüz protein kaynaklarına yer verilmelidir. Yağsız veya az yağlı, süt ve süt ürünleri tüketilmelidir. Konsantre süt, sakatat ve sosis, sucuk, salam gibi gıdalardan uzak durulmalıdır. Düşük kalorili sebze ve meyveler kalp hastalıklarına karşı koruyucu maddeler içerirler. Günde 3 porsiyon sebze ve meyve tüketilmelidir. Beyaz un yerine işlenmemiş buğday unu (kepekli) tercih edilebilir. Fast food yiyeceklerden uzak durulmalı

Stresten uzak durun

Kişi her şeyden önce kendisiyle barışık olmalıdır. Çok çabuk karar veren, hızlı hızlı konuşan, hızlı hızlı işlerini yapan, çabuk çabuk yemek yiyen sabırsız kişiler (A tipi kişilik) yavaşlamasını bilmelidir. İç huzur ve aile ortamındaki mutluluk kalp sağlığının korunmasında çok etkilidir. İş ortamının da mümkün olduğu kadar keyifli hale gelmesi için; kontrolsüz hırs ve rekabet duygusundan uzak durulmalıdır.

Çocukluklarınızı kalp sağlığı konusunda bilinçlendirin. Kalp hastalıklarının temeli çocukluk çağlarında atılmaktadır. Aterosklerotik plakların 5-6 yaşlarında yağlı çizgilenme şeklinde temelinin atıldığı, başladığı bilimsel bir gerçektir. Çocuklara doğru davranış ve beslenme örnekleri gösterilmeli ve onlara sağlıklı yaşama prensipleri aşılanmalıdır. Çocukken edilen alışkanlıklar kalıcıdır ve tüm hayatı etkilemektedir. Bunların dışında önemli bir konu da küçük yaşlarda (özellikle 5-15 yaşları arası) geçirilen akut eklem romatizması denilen ’Beta hemolotik streptokok’larla oluşan mikrobik bir hastalıktır. Bu mikrop boğazda anjin şeklinde başlar ve daha sonra eklemlere ulaşır ve asıl büyük hasarı kalpte yapar. Bu durum da ileriki yaşlarda kalp kapaklarında darlık ve/veya yetmezliğe neden olmakta ve bu da kalp yetmezliği ve ölüme sebep olabilmektedir. Bu durumdan korunmak için akut farenjit ve/veya tonsillit olarak adlandırılan boğaz enfeksiyonlarında mutlaka beta mikrobunun araştırılması ve yeterli dozda ve sürede penisilin ile tedavi edilmesi gerekir. Ayrıca erken tanı konulmamış ve tedavisi uygun bir şekilde yapılmamış enfeksiyonlar kalp zarı iltihabi, kalp adalesi iltihabı yaparak ilerde kalp yetmezliğine sebep olabilir.

Bir önceki yazımız olan TÜGVA’dan Evet yürüyüşü başlıklı makalemizde Bilim Teknoloji, Borsa ve Döviz hakkında bilgiler verilmektedir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir